19 Şubat 2012 Pazar

Kemalizm’e Giren ‘AYDINLIK’ Virüsü! - 2 / Cem Yağcıoğlu




Sistem beni ciddiye almıyormuş! Öyle buyurmuş ip’e sapa gelmez ‘adsız’! Kemalistler.net adresinde, hakkımda çıkan seviyesiz yazıya cevap verme gereği duymadan, ‘’Kemalizm’e giren ‘aydınlık’ virüsü’’ serimizin ikincisine başlıyoruz.. Yazıya gerekli cevapları, Güncel Meydan sitesindeki dostlarım fazlasıyla vermişlerdir; teşekkürlerimi iletirim..



İçerdekilerin hepsi Kemalist, dışarıdakiler; suya sabuna dokunmazsa, yani İP’in geçmişi ve geleceği ile ilgili fazla bir halt karıştırmazsa iyi; yok hepsi belgeli, delilli, ispatlı olduğu halde bir şeyleri gündeme taşırsa tu kaka! İddialara cevap? Hak getire…! İP kızgın tel gibi, dokunan yanıyor-muş imajı verilmeye çalışılıyor; oysa gerçek bilgi ve geçmişe ait öyle hile ve hurdalarla dolu ki ortalık, söyleriz; oyun-bozana çıkar adımız, sussak, aynada kusar suratımız! Öyle bir ince çizgi ki bu; ne birlik peşinde koşana geçer sözümüz, ne birlikten vaz geçer özümüz…

Kemalist ideolojinin içine sızmış ve sızmakta olan ihanetin farkında olmak ve savunmayı bunun üzerine inşâ etmek, öncelikli görev olmalıdır. ‘Türkiyelilik’ gibi emperyal söylem tuzağına düşmeden, düşenleri uyarmak, tepki alacağını bile-bile, sansürlere uğrayacağını göre-göre, ajan ilan edilmeyi göze ala-ala yürümek bu yolda yürek ister; ki o da bizde fazlasıyla var; zaten başka bir şeyimiz de yok, balkondaki saksı çiçeklerimizden başka..

İhanet; suda yüzen yılan gibidir, su bulanmaz; ama güvende değilsinizdir! Demiştim daha önceleri; aynen öyle.. İnsanlar, berraklığın âhenginde yüzmeyi sever, çok fazla düşünmeye, çok fazla harekete gerek duymazlar, suyun kaldırma kuvveti yeter onlara, sırt üstü uzanıp güneşlenmektir belki niyetleri; ta ki yılanın soğuk dokunuşunu tenlerinde hissedinceye değin.. İşte burada devreye girmek, insanları tehlikelere karşı uyarmak, adamlığın olmazsa olmazlarındandır! Yılanın orada olduğunu bilmeyebilirsiniz; ancak olma ihtimalini ortaya koyarsanız, birileri de bunu dikkate alabilir; işte mesele bu kadar basittir, bizim de yapmaya çalıştığımız aynen budur!.. Birilerinin işine gelmese de!

Hiç kimse şuna değinmiyor; Atatürkçülük ya da doğru adıyla ‘Kemalizm’ bugünler itibariyle neden bu denli acz içine düşmüştür! Neden bu kadar etkisiz kılınmıştır! Çünkü bu ülkede AKP iktidarından çok önce de ihanet vardı ve hatta Mustafa Kemal Paşa’nın ölümünün ertesinde başlayan ihanet, bugünlere ancak bu şekilde taşınabilirdi; ki aynen öyle de olmuştur!

Kendi adıma söyleyeyim, Doğu Perinçek ve sempatizanlarının bugünler itibariyle yaptıkları eylem ve söylemleri tümüyle reddeden bir tutum içinde değilim; ancak geçmişin bugüne ışık tutacağı savına olan inancım ve geçmiş ile geleceğin paralellik arz etmesi gerekliliğine karşı olan tarih bilgim, bana pek çok şeyi daha iyi ve titizlikle tahlil etmem gerektiği bilincini aşılıyor.

Kişinin ya da kişilerin dün ne söyledikleri, yarın ne söyleyeceklerinin ipuçlarıyla doludur; hele ki tam ters bir düşünce konuyorsa ortaya, anti parantez öz-eleştiri yapmak hem sosyal ahlak, hem de düşünce sistematiği açısından  tam bir gerekliliktir. İşte buradan hareketle, çok fazla arşiv karıştırmadan, fazla tekrara düşmeden Perinçek ve arkadaşlarına alt-alta birkaç soru yöneltiyorum. Sorular aynen Güncel Meydan Sitesinde,  ‘’Doğu Perinçek Gladyo’yu Yargılıyor.’’ başlıklı forum bölümünden alınmıştır. Soruların sahibine ayrıca teşekkür ediyorum..


1-Dr. Şefik Hüsnü Değmer mason mudur?
Kimilerince kahraman bellenen Perinçek'in atası sayılan; Aydınlık'ın kurucusu, Türkiye'de komünist-sosyalist hareketin öncüsü, Sabetaycı-Bektaşi ve dahi mason Değmer'in kullandığı kimliklerden biri de Baron Rudolf von Sebottendorf mudur? Adolf Hitler'e zemini hazırlayan kişi aslında Değmer midir?

2-Mehmet Talat Paşa mason mudur?
"Komitenin Talat Paşası"nın ellerin müfsit örgütü İttihat ve Terakki'deki değişmez adı "Bizim Talat" mıdır? Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nın ilk büyük üstadı Talat Paşa mıdır?

3-Türk halkı, mandaperver İsmet İnönü'nün Birleşik Devletler'e teslim ettiği devlet eli ile sağ-sol diye bölünür iken Doğu Perinçek'e düşen görev ne olmuştur? Perinçek'in Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kadim düşünceleri nelerdir?

4-Komünist-sosyalist düşünce "Novus Ordo Seclorum"a mı hizmet eder?

5-"Tek yıldız" neyi simgeler?

Bu sorulara ve bu serinin bir önceki yazısında geçenlere cevap verilirse, çok sevineceğimizi şimdiden belirtelim; ancak soyadımı YAĞCIoğlu şeklinde yazarak akıllarınca beni aşağılayacaklarını sanan zevata bir çift sözüm de yok değil hani, yalnız bunu ben değil değerli dostum, ‘’DAVA’’ Arkadaşım Ram söylesin isterseniz; ‘’ "YAĞCI" sözcüğünü büyük harfle yazıp argodaki "dalkavuk" sözcüğüne göndermede bulunup bağımsız bir kalemi üç kuruşluk usuyla aşağılamaya çalışanların böyle yaparken kendi dalkavukluklarını ayan beyan duyurmaları da bu saldırının acı gülünç yanını sergiliyor.’’

Şimdi gelelim bana gelen bazı eleştirilere… Sıklıkla; geçimsiz, birlikten uzak ya da ne bileyim uzlaşmaz olduğum yönünde eleştiriler alıyorum; ancak bunun yanında doğru kulvarda iz sürdüğümü belirten çok sayıda da ileti alıyorum. Öncelikle şunu baştan belirteyim; benim eleştirilerimin hepsi somut bilgi ve belgelere dayanmaktadır; yani âfâki söylemlerle kimse hakkında iddialar ileri sürmem; sürersem de topa tutarlar zaten; ki doğruları yazmamıza rağmen başıma gelenleri gördükten sonra… Kalemimden başka bir şeyim yok; o da son nefesimi verinceye değin yazmaya devam edecek…

Biz defalarca insanları uyardık, dedik ki; dinin ticaretini yapanlar ne kadar şerefsiz ve haysiyetsizse, Atatürkçülüğün ticaretini yapanlar da en az onlar kadar vicdansız ve şerefsizdir. Bu ayrımı ortaya her seferinde koyduk, her seferinde tüm milli güçlerin parti sıfatlarından sıyrılıp bir araya gelmeleri gerektiğini yazdık, haykırdık! İnananı-inanmayanı, uzunu-kısası, zayıfı-şişmanı, terzisi-doktoru, işçisi-işvereni kısaca her alan ve ortamda birliği, beraberliği savunduk. Ama biz bu çağrıyı yaparken emperyalistlerin oyununa gelip ‘’Türk Milleti’’ kavramından ödün vermedik; dedik ki, Türk Ulusunun her ferdi bizim ‘DAVA’mızın en değerlisidir; etnik kimliği her ne olursa olsun; ancak bu vatanın ve milletin tek bir adı vardır; o da, ‘’Türk Milleti’’ ve Türkiye Cumhuriyeti’’dir.

Birileri kalkıp bugün AKP’nin sıkı-sıkıya sarıldığı ‘Türkiyelilik’ ya da ne bileyim ‘’Türkiye Halkları’’  kavramlarının hem yaratıcısı, hem savunucusu olacak ve üstüne Kemalist Dava’nın önderi konumunda millete yutturulmaya çalışılacak; buna kargalar bile güler, hadiyin oradan!..

Aklı başında bir insanın kendisini hem ulusalcı hem de Kemalist olarak tanımlayıp, sonra da biz bunları yazıyoruz diye bize çamur atması, işin içinde çok başka şeyler olduğunun kanıtıdır, en azından samimiyetin olmadığı alenen ortadadır. Çok defalar söyledik, yazdık, dedik ki; Kemalizm, öyle bir düşünsel sistemdir ki, başka hiçbir düşünce sistemi ile açıklanmaya ihtiyaç duymaz; düne kadar küçümsenen ‘Devletçilik’ ilkesinin hem bireyi hem de devleti kollayan üstün teorisinin doğruluğu bugünler itibariyle net bir biçimde ortadadır! Bugün Çin’de olsun, pek çok gelişmekte olan ülkede olsun, uygulanmaktadır ve referans tamamen Mustafa Kemal’dir! Bugün ABD denen liberal canavar bile, gizli de olsa bu ilkeyi uygulamada tutmaktadır;  pek çok kriz ertesinde bunu çok rahat görebilirsiniz…

Bugün kendisini ‘Kemalist’ olarak adlandıran bir kişi, öncelikle uyanık olmalı ve kendisindenmiş gibi görünen ve fakat yaşam biçimi ya da cümle arası söylemlerinde nereye hizmet ettiği tam belli olmayanlara itibâr etmemelidir. Kemalizm, öncelikle strateji bilgisi ve akılcılık gerektirir, iki lafından biri Atatürk olup da, farklı zamanlarda ‘Türkiyelilik’ kavramını kutsayanların arka planında neyin yattığını görebilmek ve diğerlerine, yani algısında zayıflama olanlara hatırlatmak başlıca görevidir  her Kemalist’in.

Birkaç kere değinmiştik;  küresel güç sahiplerinin başlıca taktiği, işi biten ya da bitmekte olan iktidarlara karşı muhalefeti de ele geçirerek, ihtiyaç halini alan devrim algısını kendi lehleri yönüne çevirmektir. Bugün Mısır, Tunus, Libya örneklerinde olduğu gibi! Tez ve anti-tez! İşte bugün sömürgeci batının çözdüğü ve hayata soktuğu yeni işgal mantığı budur; tez ve anti-tezi ele geçirmek, böylece umudunu kaybetmiş kitleleri sanki kendi devrimlerini yapıyormuş havasına sokup ve aslında oyuncu değişikliği kadar basit olan bir olayı devrim havasıyla millete yutturmanın öteki adı! Turuncu, mavi, mor devrimler ve Arap baharları, v.s… İşte Kemalist’im diye ortalıkta dolananların öncelikle dikkat etmeleri gereken asıl konu budur!

Defalarca söyledim, yine söylüyorum; ihanet Kemalizm içine sızmıştır! Daha düne kadar İlker Başbuğ’u Kemalist sanan zevât, sonra sonra uyandı, en azından ne demek istediğimizi anladı az da olsa; sonra bir de baktık Başbuğ içeri alındı, aynı zevât yine kaldığı yerden veryansına başladı, bir yazımda bahsetmiştim, içeri yanlışlıkla bir deveyi alsalar, onu bile Kemalist diye millete yutturmaya çalışacaklar olacaktır diye… Bugün durum aynen böyledir; içeride yatan çok değerli Kemalistler vardır; ancak basında ve medyada sık-sık adı geçenler onlar değildir; aman dikkat!

Bugün bu ülkede ileri derecede faşizan bir yönetim ve yardakçıları vardır ve bunlarda; insaf, izân, vicdan, merhamet gibi duygular yoktur! Dini hassasiyetleri filan da yoktur; bugün bu ülkede ve dünyanın pek çok ülkesinde bir ‘’Yahudi Taktiği’’ uygulanmakta ve buna karşı çıkanlar; hemfikir olsun ya da olmasın; aynı muamele ile karşılaşmaktadır. Yani bugün içeride olanların hemen hepsi mağdur durumdadır; ancak bu demek değildir ki; hepsi birden ‘Kemalist’ ve hepsi birden pîr ü pak!

Açık ve net söylüyorum; bugün Türk Ordusu zafiyet içinde ise; ne hikmetse emekli olduktan sonra ‘Kemalist’ oldukları savıyla içeride ve de dışarıda piyasa yapan paşalardan dolayıdır! Yani içeride olmak ya da dışarıda olmak bir ölçüt değildir; mesela Ergün Poyraz içeride iken Perinçek dışarıda idi, o zaman aralığında Perinçek sistem yanlısı mıydı? Bu mantık tamamen ‘aydınlıkçı’ mantığıdır ve sakat bir mantıktır! Ve neden kimse hiç Poyraz’dan bahsetmez anlamam! Enteresandır…

İP, CHP, MHP, DSP vesaire, parti denilen oluşumlar demokrasi denen sistemin birer unsurudur; ve lakin ortada demokrasi yok ise, halkın uyutulduğu oluşumlardır, önce kişi bunları belleyecek ve ille de kurtuluş diyorsa, ceplerini boşaltıp, çırıl-çıplak bir şekilde ‘DAVA’ nın içinde yer alacaktır! STK denen kuruluşlar aynı zamanda hem demokrasinin hem de küresel güç odaklarının unsuru olduğundan; mitingler vesairelerle vakit kaybetmeyip doğrudan mücadelenin içinde olacaktır;  kimse kendisini kandırmasın, başkalarını asla…

Ülkücü oluşumlar, ulusal sol oluşumlar, ulusalcı dindarlar, Türk Ocakları ve daha pek çok oluşum tüm detay farklılıklarını bir kenara bırakıp ‘Kemalizm’ çatısı altında birleşerek hızla örgütlenmeli ve örgütlerin başına ne idüğü belirsiz entel-dantel tipler geçirilmemelidir, aşırı kibar ve nezaket sahibi olanlar mümkünse masa başına alınsınlar, mevzu, nezaketle halledilebilecek bir mevzu değildir! ‘’Türk-Kürt kardeş, PKK kalleş’’ gibi görünüşte birleştirici ve fakat özde ayrıştırıcı tuzak söylemlere itibar edilmemeli, Kürtçe pankart açarak Atatürkçülük yaptıklarını sanan zevât, taban tarafından uyarılmalıdır! Doğru bir düzlem ve zeminde her kesim ‘Kuvay-i Milliye’ saflarında birleşmelidir, köy-köy, mahalle-mahalle örgütlenme başlamalıdır!.. Daha ne diyeyim; hedef, küresel güç odakları ve içerideki işbirlikçilerdir! 

Bu ülke kurulurken bir nesil harcandı, sizler de eğer çocuklarınızın ve de torunlarınızın daha özgür, başı dik ve onurlu yaşamasını istiyorsanız neslinizi değil, gelecek nesilleri düşünerek tavır alınız; insan olmanın en şerefli yanı, diğerlerini düşünmekten geçer!.. Bu devlet bir Türk Devleti’dir ve ilelebet öyle kalacaktır, azıcık tarih bilgisi olanlar bunu rahatlıkla görebilir! Çocuklarınızı medyadan ve programlarından uzak tutunuz, özel olsun, devlet okulu olsun devşirilme had safhadadır, çocuğunuzun eğitimini kendiniz mutlaka tamamlayınız ve ulusal değerlerimizi bıkmadan usanmadan o küçücük dimağlara dantel gibi işleyiniz…

Kemalizm’in ışığı sadece bize değil tüm insanlığa lazımdır, bu uğurda yabancı dili kuvvetli olanlar diğer ülke halklarına Kemalist Düşünceyle ilgili belge ve kaynakları aktarmalı, gerekirse yabancı forumlarda aktif şekillerde yer almalıdırlar! ‘Kemalizm’, aklı başında olanlar için tüm düşün sistemlerinin ağa babasıdır; tüm insanlığa yayınız…

Adımızla, soyadımızla, şapkamızla bizi yargılamaya kalkanların olması ne güzel, demek ki; taktığımız şapkadan ve şerefle taşıdığımız soyadımızdan başka  açığımız yokmuş, o da nasıl bir açıksa… Zavallılar!..





6 yorum:

  1. cem bey sonuna kadar sizinleyim.

    YanıtlaSil
  2. Dördüncü kez okuduk! Unuttuğumuzdan ötürü değil... Bu yazının arasıra okunmasını gerekli gördüğümüz için.

    Ercüment Rakap

    YanıtlaSil
  3. çok çok güzel bir yazı ve bu yazılar anlaşılan perinçekçileri oldukça rahatsız etmiş. yaraları var ve gocunuyorlar.

    YanıtlaSil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil