30 Ocak 2012 Pazartesi

…işte bu merhametin içindedir ihanet! Cem Yağcıoğlu


  
TGB, ‘’TGB'nin Dersim olaylarına bakışına eleştiri’’ adı altında bir eleştiri yazısı yayınlamış! Eleştirinin sahibi ise Diyarbakır’lı bir devrimci; yesinler!..

Şimdi buradan soruyorum, ey TGB, sizde hiç akıl yok mu? İzan yok mu! Hangi akla hizmet, böyle bir ileri demokrasi örneği sergileme gereği duydunuz; yoksa bir akıl hocanız mı var! E artık bunları söylemek, saymak farz oldu; bu kadar cahillik, bu denli şapşallık olur mu canım! Milleti hepten dalgaya aldınız..!

Sonra, Tunceli adı ne zamandan beri ‘dersim’ oldu, siz kimin ekmeğine yağ sürüyorsunuz kardeşim! Şimdi size Atatürkçülüğü(!) biz öğretemeyiz ama; bizim bildiğimiz Atatürkçülükte ‘dersim’ diye bir yer adı telaffuz edilmez; zîrâ o ismi kullananların iyi(!) niyetleri çok önceden bellidir. Belli ki, bu isim üzerinde durmanızı size bir büyüğünüz önermiş, acaba kim ola ki…

Bundan bir önceki yazıda da, güyâ ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenleri eleştirerek, ‘’Biz Hrant’la aynı tarafta değiliz belki. Ama kesinlikle ve kesinlikle ‘arkadaşlarından’ daha dürüstüz. Ve eğer mesele ‘Ermeni olmaksa’ objektif olarak ‘Ermeni’ olan da bizleriz, ‘Hrant’ın arkadaşları’ olanlar da bizleriz. ‘Arkadaşları’ ise kesinlikle ve kesinlikle ‘Ermeni’ olamazlar. Çünkü ‘Kaçak yüz binlerce Ermeni’yi bu ülkeden kovarız’ diyen birine hala methiyeler düzmektedirler. Hala bu sözlerin sahibi faşist bir iktidarın kuyruğunda gezmektedirler. ‘Ermeni’ olamazsınız kardeşim, çünkü sahtekarın milliyeti olmaz.’’ akıllarınca hümanist bir söylemle karşı tarafı alt ettiler! Yani şimdi ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye ortalığı ayağa kaldıranları mat etmek için, ‘hayır siz değil, asıl Ermeni olan bizleriz’ mi demek gerekiyor, var mı böyle bir aymazlık, var mı böyle bir Atatürkçülük(!) Yazarın tamamen iyi niyetli olduğu kesin; ancak kendisini ulusalcıların bir örgütü olarak niteleyen bir yapının yayın anlayışı böyle olmamalı ya da aslında olan ne ise o ortaya konmalı; ki bahçeden ziyade bahçenin sahibi belli olsun!..

Ben kendi adıma defalarca ikaz ettim, defalarca yazdım, çizdim ve dedim ki; ey TGB; ‘’Türk-Kürt kardeştir’’ sloganınız yanlıştır, o sözün amacı başkadır, bir başkasının değirmenine su taşımaktır; alet olmayınız, ya da ne ise niyetiniz açıkça belirtiniz! Bugün bu ülkede ‘’Türk-Kürt kardeştir’’ demek, aslında Kürt ayrılıkçılarının söylemlerine destek vermektir; zîra Kürt etnisitesi, Türk temel yapısının unsurlarından sadece birini temsil etmektedir, denklik kavramı ile açıklanamaz, ya da açıklanırsa o da başka bir amaca hizmet eder! Konu bu kadar basit ve sade iken, işgüzarlık yapmak ne ola ki..

Gelelim başta bahsettiğimiz ‘dersim’ meselesine! Ya kardeşim, bu Tunceli’ye ‘dersim’ diyen cenah veya kesimler belli, amaçları, niyetleri apaçık ortada, yüzyıldır ne yapmaya çalıştıkları âşikârken, siz de hiç utanma yok mu da kalkıyorsunuz, Cumhuriyet’in ili olan Tunceli’ye ‘dersim’ yakıştırmasını yapıyorsunuz ve bunu git-gide oda-tv’ye benzeyen elitist Atatürkçü pozlarıyla millete lanse etmeye çalışıyorsunuz! Ayıptır! Böyle abesle iştigal edilmez, edilirse bunun arkasında çok daha başka sebepler var demektir, şunu çok açık olarak ifade ediyorum ki; uzun yıllardır ADD ile edilgenleştirilen Atatürkçülük, sahte olarak yaratılan Ergenekon ‘tezgâh’ıyla çok farklı mecrâlara çekilmek istenmektedir; ki tuzağın en büyüğü de buradadır!

NATO paşaları ve daha düne kadar ‘Kemalizm’e  küfreden birileri ‘Kemalist’ Dava’nın önderleri konumuna sokulmak istenmektedir! Bu gerçekleri yazacak kaç yazar vardır bu piyasada bilemem; ama benim bildiğim üçü geçmez, bu da böyle biline! Neymiş efendim tepki alırlarmış! Okuyucu kitleleri daha ziyâde buralardan-mış-muş!.. Ulan bari milleti bedava gaza getirmeye çalışmayın; yok Atatürk şöyle yaparmış, yok böyle yaparmış!.. Siz ne yapıyor ve ne yazıyorsunuz bana onu söyleyin, bunca iki-yüzlülüğün varolduğu piyasada, halkın göremediğini yazmak, halkın yanlışa olan meylini kırmak değil midir amaç; amaç, ‘Kemalist’ mücadeleyi sağlıklı bir zemine oturtmak değil midir? Birilerinin gazetesi, birilerinin tv kanalı, birilerinin de bir şekilde örgütlenmiş gücü var diye, yanlışları göz ardı mı edilecek!.. Yazıklar olsun sizlerin ‘Kemalistliğine(!)..

İhanetin zaman ve mekân tanımadığı devirlerden geçiyorken, tarihe düşülen tüm notlar, belki vakti zamanında kıymet bulmayacak olabilir; ancak doğrunun tecellisini engelleyebilecek hiçbir güç olmadığından, geleceğin sahipleri, geçmişlerinden gelen bilgi kırıntılarını ayıkladığında, değerler yerini bulacaktır; iki-yüzlülüğün ortaya çıkmadığı bir ‘tarih’ yoktur!

Yalnız bırakıldığımız, aforoz edildiğimiz ortada iken; hangi güç olursa olsun, doğruları yazmaktan vazgeçmeyeceğimiz yazılarımızın pek çok yerde yayınlanmıyor olmasından bellidir! Gladyonun ta kendisinin bizi gladyonun adamı ilan etmiş olması, doğru yolda olduğumuzun en büyük göstergesidir!..

Özgün ‘Kemalist’ yapının önünü tıkamak için türlü örgütlenmeler yoluyla halkta kafa karışıklığı yaratanların, yıllar içinde hiç değişmeden günümüze değin ulaşmış olması da mı birilerinin kafasını karıştırmamaktadır! ‘Kemalizm’in bir geçiş süreci olarak kullanıldığını alenen söyleyenlerin ortada olan niyetleri de mi görülememektedir!

Türk Halkının derin bir uykuya daldığı günlerden geçerken, sözde bir şeylerin farkında olanların; aslında dünyadan bî haber olan görüntülerinin feys denen ortamda tavan yaptığı bir garip sürecin ortasında asılı kalmış duruken; şöyle bir bakıyorum etrafıma da, ihanet içinde ihanet kol gezer olmuş Türk’ün yurdunda, ne acı!

Bekleyin be kardeşim; bir kere de onlar desin bize ‘kardeş’! Bir kere de; onlar desin, ‘pkk kalleş!’.. Bu ne naiflik, bu ne nezâket; işte bu merhametin içindedir ihanet!

Ve işte Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu yüzden demiştir; ‘’Vazifeyi ihmale uğratan merhamet, vatana ihanettir!..

Diyarbakır’lı bir devrimci(!)nin eleştiri yazısını yayınlamak hangi aklın ürünüdür bilemem; ama bildiğim bir gerçek var, o da; bu işin altında çok daha başka bir iş olduğudur! Yazının linki:  http://www.tgb.gen.tr/haberler/5705-tgbnin-dersim-olaylarina-bakisina-elestiri Okuyunuz ve kendiniz karar veriniz!..

Sonra TGB’nin olaya ‘dersim’ olarak bakmasının arka planında yatan nedir, ayrıca çok iyi değerlendirilmeli ve ortaya konmalıdır, daha önce de dediğim gibi; ADD ile yılları boşa geçirilmiş bir düşün sisteminin yeni bir hayal kırıklığına tahammülü yoktur; işte bizim görevimiz, buna mahal vermemektir. Birilerince linç edilecek olsam da, bu benim onurumdur!

İki-yüzlülüğü reddediyorum, derken de hep bundan bahsediyordum aslında; kahretsin, neden ben de diğerleri gibi birilerinin yelkenine tutunup yol almıyorum ki! Okyanusta yüzerek bir yere varamayacağım ortada iken, nedir bendeki bu gayret bilemiyorum! Bildiğim tek şey ise; ben varamasam da cesedimin bir gün karaya vuracağıdır; o kara inşallah bu kara olur!

İki-yüzlülüğü reddediyor olacağım, son nefesimi verene değin!..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder